Odak’ta yayınlanan DKP’nin Çin ile ilgili değerlendirmesinin birçok, yanlışı içermektedir. Bakalım.
Zamanımız(UZ) adlı DKP’ye yakın gazetenin yazdığına göre; Parti Başkanı Patrik Köbele, Çin’i kapitalist bir ülke olarak eleştirenlere şu soruları sormuş:
- Çin Halk Cumhuriyeti ‘mutlak yoksulluğun’ üstesinden nasıl geldi?
- ‘Göçmen işçilerin sayısının azaltılması’ nasıl gerçekleşti?
- Çin eğer emperyalist ise, ‘ barış içinde bir arada yaşama ve göz düzeyinde işbirliği ekonomisini’ nasıl geliştirmiştir?
- Yukarıda sıralanan başarılar bir ülkenin komünist veya sosyalist olduğunun ispatı olabilir mi? Elbette ki değil! Bu, Komünist liderlerin öğretilerini unutmak demek olurdu. Bu nedenle söylemek gerekirse; yukarıdaki adımlardan ilki yani ‘mutlak yoksulluk’, emperyalist çoğu ülkede örneğin uzağa gitmeye gerek yok Almanya’da da yok. Peki, Almanya’ya ne diyeceğiz?
- Göçmen işçilerin azaltılmasının sosyalist bir ülke olmakla ilgisi varsa eğer şimdiden İngiltere’yi sosyalist olarak ilan edebiliriz. Komik bir kıstas!
- Çin için söylenen: “barışa hizmet eden bir dış politika”, “barış içinde bir arada yaşama” veya “göz düzeyinde işbirliği ekonomisi” gibi muğlak ve kendi ifadelerine göre ‘teorik olmayan’ bu tür konular, nasıl oluyor da Çin’e kapitalist ve emperyalist diyenlere karşı kıstas olarak sunulabiliyor? Bu belirtilen politikalar elbette ki olumludur, bunlar o ülkenin sosyalist olduğunu değil, gelişmekte olan barışçıl bir ülke olduğunu gösterir. Siz İsviçre’nin bugüne kadar hiçbir savaşa katıldığını gördünüz mü? Şimdi İsviçre’ye de mi sosyalist diyeceğiz?
Bu açıdan bir ülkenin sosyalist veya kapitalist olduğunu gösteren kıstaslar başka bir yerde; ekonomik-sosyal-politik vb. alanlarda aranmalıdır.
Bir ülkenin kapitalist veya sosyalist olduğunu gösteren temel ölçü, üretim araçları üzerindeki mülkiyetin özel ve ya toplumsal olup olmamasıyla ilgilidir. Marx’ın çözümlemesi olarak bu tez, yukarıda ki tespitlerle yozlaştırılıyor.
Marx-Engels ve Lenin’in bilimsel çözümlemeleri doğrultusunda bir ülkenin sosyalist ve ya emperyalist olduğuna ilişkin bir sonuca ulaşabiliriz. Bunun için öncelikle yapılması ve ölçü alması gereken kıstaslar var. Bunların neler olduğuna bakarak, Çin Halk Cumhuriyetinin nerede durduğunu da görmüş olabiliriz.
Alman Komünist Parti Yönetimden aşağıdaki sorulara cevap vermelerini istiyorum:
Çin Halk Cumhuriyetinde:
PARİS KOMÜN İLKELERİ OLARAK;
- Seçme seçilme var mı? Yani yüksek bürokratlar-Yöneticiler ve Yargıçlar seçimle gelip seçimle mi gidiyorlar?
- Geri çağrılma! Halkın belli bir çoğunluğu, istediklerinde yani bu seçtikleri kişilerden memnun olmadıklarında onları görevden alabiliyorlar mı?
- Herkes, ortalama işçi ücreti kadar maaş alıyor mu?
- Devletin değil halkın silahlı gücü var mı? Alt-üst ilişkisini, emir komuta sistemine göre düzenleyen düzenli ordu yerine, iç-kültürel disipline göre örgütlenmiş her kesimden ve her yaştan tüm halkın katıldığı silahlı bir güç var mı?
- Çoğulculuk uygulanıyor mu? Yani kadınlar-değişik uluslar-engelliler-burjuvazi-farklı cinsel tercihleri olanlar vb. dezavantajlı kesimler siyasi platformlar da yer alabiliyorlar mı? Veya bu yönde bir hazırlık var mı?
DEVLETİN DEĞİL TOPLUMUN GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN MARX-ENGELS VE LENİN’İN ÖNERİLERİ;
- “herkesin bir zaman için ‘bürokrat’ durumuna gelmesi” ve “denetim-gözetim işlevi görebilmesi”(1)
Marx’ın bu önerisi doğrultusunda Çin’de bir uygulama var mı? Yani bürokrasinin ortadan kalkması için, herkes belli aralıklarla bürokrat görevleri ve denetim işlerini üstleniyorlar mı? Her alandaki görevliler, düzenli olarak değişiyor mu? Bu konuda, Çin Halk Cumhuriyeti hangi noktadadır? Örneğin kapitalist devletin varlığına işaret eden sivil ve askeri bürokrasi, toplumun yüzde kaçını oluşturuyor ve de eskiye oranla azalıyor mu çoğalıyor mu?
- “…sosyal üretimin ve ürünlerin dağıtımının işçi vekilleri Sovyetleri tarafından denetlenmesine derhal geçiş”(2)
Evet, Lenin’in bu önerisi doğrultusunda Çin’de hangi adımlar atılmıştır? Yani; işçi sınıfı üretimi yönetiyor ve gerçekleştiriyorsa, neden dağıtım-bölüşüm-istihdam ve ekonomik planlamada da yer almasın ve denetim görevini yerine getirmesin? Sanırım bu öneri de Marx’ın önerisi kadar önemli ve ülkenin sosyalist olup olmadığına ilişkin belirleyici bir içeriğe sahip.
- “Bu nedenle biz(Marx’ı kastediyor-benim notum), her yerde, devlet yerine, Fransızca ‘komün’ün mükemmel karşılığı olan(aba) Gemeinwesen(altını çizen Engels)(topluluk)gibi eski bir Alman sözcüğü koymayı önerdik” (3)
Engels’in yukarıda ki tespiti: aslında devletin değil toplumun güçlendirilmesi stratejisinin bir açıklanışıdır. Peki, devrim sonrası toplumun ilk aşamadan son aşamaya giden süreçte, bugün ki Çin Halk Cumhuriyeti Devleti Gemeinwesen (yani komün)olabilmek için hangi adımları atmıştır? Yoksa devleti mi güçlendirmektedir?
KÜBA’NIN MARXİST KURAMA KATKISI: SOSYAL TEKNOLOJİDE LİDERLİK;
Küba Sosyalist Cumhuriyeti, Sovyetlerin planlı bir desteği ile gerçekten birçok ekonomik sorunu aşabiliyordu. Sonuçta Sovyetler yıkılıp kapitalizmde karar kılınca, Küba’nın da aynı sonuca uğrayacağı düşünülüyordu. Fakat tam tersi oldu! Castro’nun liderliğinde ekonomik dar boğazı açmak için birçok düzenleme yapan Küba Yönetimi, esas olarak sağlık ve de eğitim, tarım vb. alanlardaki teknolojik (sosyal teknoloji) ve insan gelişimiyle birlikte sorunlarından önemli ölçüde kurtulmuş oldu ve beklentileri boşa çıkarttı.(4) Peki, Çin sosyal teknoloji alanında hangi durumda?
SONUÇ
Yukarıdaki görevler, devrim sonrası komünist partilerin atması gereken zorunlu adımlardır. Tabii ki koşullar, geri adımları (Pazar ekonomisi vb.) dayatabilir. Fakat bu geri adımların belirleyici olmamasının güvencesi, yukarıdaki maddelerin her koşulda hayata geçiriyor olmasıdır.
Çin Komünist Parti tüzüğünden alıntı yapan DKP, şu inanılmaz tespiti bize aktarıyor:
“ … fakat artık sınıf mücadelesi temel çelişki değildir.”
Marxism’in inkârı olan bu tespiti savunan bir parti ve onun iktidarını hala sosyalist olarak tanımlamak hangi komünizm anlayışında var? Eğer sınıf mücadelesi temel çelişki değilse bunun yerini alan çelişki nedir? Eğer bu temel çelişkiyi DKP kabul ediyorsa neden proletaryadan ve onun partisi olduğundan hala bahsede biliyor ki?
“sosyalist Pazar ekonomisi” tanımının bir geri adım olduğunu kabul eden DKP, sonuçta Pazar ekonomisinin “diğer yandan da üretici güçlerin hızla gelişmesine yol açmıştır.” Diyerek ÇHC’ni kurtaracağını umuyor. Üretici güçlerden anladığımız sadece teknolojinin ve üretimin artması olduğu müddetçe Stalin’in günahlarını üstlenmekten öteye gidemezsiniz bay ‘komünist’ baylar!
Çünkü üretici güç sadece teknolojinin ve üretimin gelişmesi değildir. Üretim güçlerin gelişimi aynı zamanda sosyal teknolojinin ve de üretimi yapan insanın(emekçilerin) her yönüyle( kültürel-sınıf bilinci-iç disiplin-içsel devrim-duygudaşlık-hoşgörü vb.) gelişimi de demektir. Hatırlatırım.
NOTLAR
(1)Marx’ın önerisinin tam metni: “herkesin bir zaman için ‘bürokrat’ durumuna gelmesi ve bunun sonucu kimsenin ‘bürokrat’ olmamasına yönelik önlemlerin hemen benimsenmesi.” Herkesin denetim-gözetim işlevi görebilmesi.” (EKİM DEVRİMİ DOSYASI, SOVYET YÖNETİMİNİN ÖRGÜTLENMESİ, Sf. 35, Ekim yayınları, DEVLET VE DEVRİM ADLI ESERDEN PARÇA, Lenin)
(2)Lenin’in önerisi:“Önümüzdeki ilk görev, sosyalizmin ‘getirilmesi’ değildir, fakat sadece sosyal üretimin ve ürünlerin dağıtımının işçi vekilleri Sovyetleri tarafından denetlenmesine derhal geçiştir” (NİSAN TEZLERİ VE EKİM DEVRİMİ, birinci baskı, sol yayınları Sf.13)
(3)Engels’in önerisinin tam metni:“Devlet, mücadelede, devrimde, düşmanları bastırmak için kullanılan sadece geçici (abç) bir kurum olduğuna göre, özgür halk devletinden söz etmek düpedüz saçmadır: proletarya hala devleti kullandığı ( altını çizen Engels)sürece, onu özgürlük için değil, hasımlarını bastırmak için kullanır, ve özgürlükten söz etmek mümkün olur olmaz, devlet devlet olarak var olmaktan çıkar( abç). Bu nedenle biz(kendini ve Marx’ı kastediyor-benim notum), her yerde, devlet yerine, Fransızca ‘komün’ün mükemmel karşılığı olan(abç) Gemeinwesen(altını çizen Engels)(topluluk)gibi eski bir Alman sözcüğü koymayı önerdik” ( GOTHA PROGRAMININ ELEŞTİRİSİ, sf. 163-164, Engels’ten aktaran Lenin, inter yayınları)
(4)Bu konuda daha geniş bilgi için: SOSYALİZM YA DA ÖLÜM-SOCIALISMO O MUERTE Homo Komünus-IV adlı kitaba bakılabilir.