LENİN, EZBER BOZMAYA DEVAM EDİYOR:
LENİN, LİBERAL PARTİ TEMSİLCİYLE AYNI TOPLANTIDA KONUŞMACI
Başlık uzun ama çarpıcı!
Çünkü konu, Türkiye’de bir türlü üstesinden gelemediğimiz kitle çalışması açısında ezber bozan bir taktiği içeriyor.
Bolşeviklerin birinci Duma seçimlerini boykot etmeleri üzerine, şehirlerdeki emekçilerin KADET adı verilen burjuva partiye kitlesel olarak kaymalarının yarattığı şok dalgasını kırmak için Lenin’in, Burjuva Liberal Partinin (KADET) temsilcisiyle aynı toplantıya konuşmacı olarak katıldığını görüyoruz.
İsterseniz önce N. Krupskaya’nın bize aktardığı konuşmanın yapıldığı tarihe ve koşullarına bakalım:
“ Vladimir İlyiç, Rusya’da, büyük bir kitle önündeki ilk konuşmasını, Karpovs adıyla 9 Mayısta Panina Halk Evi’n de yaptı. Salon, bütün yörelerden gelen işçilerle tıklım tıklım doluydu. … Bir Anayasacı Demokrat (Kadet) olan Oporodnikov’un konuşmasını tamamlamasından sonra, Başkan sözü Karpovs’a verdi. Ben kalabalığın arasında ayaktaydım. İlyiç, son derece heyecanlıydı. Rengi uçmuş halde, bir dakika kadar sessiz durdu. Bütün kanı yüreğine toplanmıştı. Konuşmacının heyecanının, dinleyicilere nasıl yansıdığı hemen hissediliyordu. Sonra birdenbire salonda bir alkış koptu, Partili yoldaşlar İlyiç’i tanımışlardı. Hemen yanımda duran bir işçinin şaşkın, heyecanlı yüzünü hatırlıyorum. “Kim bu? Kim bu?” diye soruyordu…” (N. Krupskaya, LENİN’DEN ANILAR-I, sf. 130, bibliotek yayınları)
Bu konuşma, 1906 Nisan ayında Stockholm’de yapılan Birlik kongresi (Bolşevik ve Menşeviklerin birliği) sonrasını(9 Mayıs) bize gösteriyor. Duma seçimleri yapılmış ve şehirlerdeki işçi sınıfı seçmenler, Bolşevikler, Lenin’e rağmen seçimi boykot ettikleri için Kadet adı verilen Liberal Burjuva Partiyi desteklemişlerdi. Stockholm’de ki kongrede, ilk bölümde de belirttiğim gibi Lenin, kendi grubunun boykot önerisine karşı, Menşeviklerin seçime katılma önerisi yönünde oy kullanmıştı. Birlik kongresinden seçimlere Rus Sosyal Demokratlar olarak katılma kararı çıkmıştı. Kongre sonrası sahte isimle ülkeye giren Lenin ve Krupskaya Petersburg’a yerleşmişler ve siyasi çalışmalarına başlamışlardı. İşte yukarıda adı geçen toplantıya Lenin bu çalışmalarını bir parçası olarak Karpovs sahte adıyla konuşmacı olarak katılmıştı. Toplantı aslında kitle çalışmasına ilişkin derslerle dolu! İsterseniz bunlara bakalım.
- Lenin’in burjuva Liberal Parti (KADET) temsilcisinin de olduğu bir toplantıda ne işi var dersiniz? Hem de sahte isimle! Ülkemizde böyle bir toplantıya konuşmacı olarak katılım, sanırım oportünizm olarak damgalanacak anti devrimci davranışların başında gelir. Örnek vermek gerekirse; 1987 yılında içinde bulunduğum KURTULUŞ grubuna bu yönde bir çalışma sunmuştum. Hem örgütten atılmış hem de reformcu-oportünist olarak eleştirilmiştim. Öneri: 12 Eylül darbesi sonrası ortamın getirdiği baskı ve şiddet sonucu binlerce devrimcinin ve emekçinin, SHP içerisinde toplandığını görerek bu parti içinde bir çalışma yapmamız ve insanları, dağılmış ve zayıflamış olan saflarımıza kazanmamız gerektiğini belirten bir plandı. Tabi bu çalışmayı yaparken kitleselleşeceğimiz ve devletin dikkatini çekeceğimiz için de merkez organların Avrupa’da güvenceye alınması vs. Kitle çalışması esas olarak proletaryanın olduğu fabrikalarda olmalı elbette ki. Fakat kitlelerin olduğu alanlarda ki çalışmalara, yok CHP’liler, yok AKP’liler var diyerek burun kıvıranların sanırım Lenin’den ders almaları şart. Tabi bugün de devlet kurumları dahil tüm gerici örgütlerde, sendikalar, burjuva partiler vb.lerinde ama esas olarak da üretim alanlarında(fabrikalar-madenler-köyler-şirketler-medya kuruluşları vb. çalışma yapmak, kitle çalışmasının omurgasını oluşturur. Ülkemizde esamesi bile okunmayan, elimizin tersiyle ittiğimiz ve küçümsediğimiz bu çalışmaları yapacak bir anlayış ve örgütlenme ortaya çıktığı gün bilinki ezilenlerin geleceği de kurtulmuş olacaktır.
- Bu konuşma taktiğinden çıkartılacak ikinci ders ise daha da çarpıcı. Lenin, Rus Sosyal Demokrasi Örgütünde Bolşevik grubun lideri! 1905 devrim koşullarında risk daha da az olabilir ama bizzat örgütün liderinin bu tür bir toplantıya katılması bize sanırım gerekli mesajı veriyor. Ülkemizde bu tür bir örneğe rastladınız mı? Yasal mitinglerden bahsetmiyorum! Emekçi kitleler arasında sahte isimle gidip çalışmalar veya konuşmalar yapan yöneticileri gördünüz mü ülkemizde? Tabi haklı olarak sorabilirsiniz: Sen yaptın mı? Evet, ben bu tür çalışmalara 1979!lar da katıldım. Hem de benim örgütlediğim çalışma içinde. Fakat konuşma yaptığım Yolcu gemisinde tutuklu yapan bir radyo gibi tüm konuşmamı unutmuş ve bugün hatırladıkça yüzümün kızardığı bir başarısızlığa da imza atmıştım. Fakat bu çalışmayı işçi sınıfı bölgelerinde yoğunlaştırmamamız da ayrı bir eksiklikti tabi.
- Buradan çıkartılacak son ders de legal-illegal, açık-gizli çalışmayı birleştirmenin önemi üzerinedir. Dikkat ettiysek bu toplantıya, Lenin Karpovs adıyla katılmıştır. Devrim koşullarının rahat ortamına rağmen tedbiri elden bırakmayan bir anlayışı(çalışma tarzını) görüyoruz. Devrimi amaçlayan bu örgütün, legal Duma seçimlerine katılma isteği de bunun bir göstergesidir zaten. Ama bu açık-legal çalışmaları gizli olanla birleştirebilme anlayışı esas olandır. Ülkemizde ise, mücadelenin yükseldiği 1970’li yıllardan başlayarak bu konuda tam bir amatörlük hüküm sürmektedir. Hatırlayalım her devrimci kişi, mutlaka bir grubun üyesi olduğunu açıkça söylerdi. Çoğu fabrikada-işyerinde-okulda vb.lerinde hangi işçinin hangi örgütle ilişkili olduğu bilinirdi. Daha da vahim olanı; tüm örgüt yöneticilerinin kim olduğu konuşulur ve yöneticiler kendilerini tanıtmaktan kaçınmazdı. Dolayısıyla polis bu örgüt yöneticilerini armut toplar gibi toplayabiliyordu. Bu konuya dikkat çeken ve tedbirli olunması gerektiğini söyleyenler, diğerleri tarafından ‘korkaklıkla’ suçlanmasına rağmen, onlar her defasında polisi atlatmasını başarırlardı. Bu suçlamayı yapanların polise düştüklerinde bülbül kesilerek örgüte ve yoldaşlarına verdikleri zararları ise ayrıca not etmem gerekir.
Sonuçta; Kitle çalışması ve siyasi mücadele için gerekli olan yukarıdaki taktik adımları edinerek zalim iktidarların sonunu getirebiliriz elbetteki. Fakat bu konuda atacağımız adımlar sadece üç başlıktan oluşmuyor. Kitle çalışmasının ruhunu yakalamak her şeyden önce, kendi ülkemizin sosyo-ekonomik tahlilini doğru yaparak ve uluslararası deneyleri özümseyerek mümkün olacaktır. Ve ancak bu analizler üzerinde, siyasi ve örgütsel taktiklerimizi, güncel ve çözüm bekleyen sorunların çözümü için geliştirebilir ve de ülkemizde emekçi sınıfların siyasi örgütünün temelini atabiliriz.