‘Ulusçuluğu tüketmek’ başlı başına devrimci ve sosyalist eğitimin konusudur. Kapitalist sistemin inşası sürecinde ortaya çıkan tüm demokratik değerler-ki ulusçuluk da bunlardan biridir- sınıfsız toplumun kurulması için geliştirici ve gerekli olan kazanımlardır. Tıpkı insan hakları, çevre ve hayvan hakları, düşünme-örgütlenme ve gösteri hakkı vb. gibi ulusçuluk da demokrasi mücadelesinin vazgeçilmez değerlerinin başında gelir. Ancak bu mücadeleler bizi, bugün kitlelerin içinde bulundukları bilinç ve kültürel düzeylerini daha da geliştirerek gerçek demokrasiye, sosyalizme ve komünizme(sınıfsız topluma) taşıyacaktır. Bu amaç, çağımızda çok çeşitli mücadele biçimleriyle birlikte toplumların demokratik olarak kazanılmasının yollarını açacaktır.
Ülkemizde ki gelişmelere baktığımızda; durum 1980 12 Eylül darbesi ve 1990 Sovyetlerin yıkılmasıyla birlikte sömürülen ve ezilenler adına olumsuz yönde gelişim göstermiştir. ‘Sosyalist solda Türkfobi’ adlı makalesiyle konuya değinen Hamza Yalçın’ın da belirttiği gibi, ülkemizde ki ulusçuluk, ne yazık ki egemen sınıfların ideolojik hegemonyası altında gelişerek, kitlelerin gericileşmesine hizmet eden bir araç haline getirilmiş bulunuyor. Bu olumsuz sonucun tek suçlusu elbette ki tek başına ‘Sosyalist sol’ değildir. Esas neden, ülkemizde ki ‘Sosyalist solu’ da derinden etkileyen ülkemizde ve dünyada Marxizmi bayağılaştıran uygulama ve yaşanan ağır yenilgilerdir. Bu nedenle; 1980 ve 1990 yıllarında ki yenilgi öncesine baktığımızda ‘Sosyalist solun’ durdurulamaz gelişimine ve kitleselliğine tanık olduğumuzu görürüz.
İşte ülkemizde ve dünyada yaşanan yenilgiler sonrası ortaya çıkan küresel algı yaratmaya( yani ulusalcılığı emperyalizmin vagonu haline getirmeye) karşı tavır almamak, karşı çıkmamak sanırım en büyük yanlışların başında gelmektedir.
Bakın Lenin bu konuda neler söylemiş:
“Ulusal gurur duygusu, bize, biz bilinçli Büyük-Rus proleterlerine yabancı bir duygu mudur? Elbette ki, değildir! Biz dilimizi ve yurdumuzu severiz; biz, yurdumuzun emekçi yığınlarını ( yani yurdumuz nüfusunun onda dokuzunu) demokratik ve sosyalist bilinç düzeyine yükseltmek için elimizden geleni yapıyoruz” ( ULUSLARIN KADERİNİ TAYİN HAKKI, sf.120, SOL Yayınları, onbirinci baskı)
Lenin yazısın devamında “ …biz Büyük Ruslar” Çarlığın yarattığı “zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz” diyor. Evet, biz de Babailerin, Şeyh Bedrettinlerin isyanından, 1923 kurtuluş savaşından, 1970 15-16 Haziran İşçilerin ayaklanmasından, 68 ve 78 başkaldırılarından 2013 Gezi direnişinden, günümüzdeki kitlesel gösterilerden-boykotlardan vb. eylemlerden gurur duyuyoruz.
Tabii ki, Türk ulusu, örgütlü ve bilinçli bir proletarya hareketi yaratamadığı için kahroluyoruz. Ama Şefik Hüsnü Değmer, Reşat Fuat Baraner, H. Kıvılcımlı, M. Belli gibi direnen devrimcileri yarattığı için de gururlanıyoruz.
Lenin devam eder:
“ Yüreklerimiz ulusal gurur duygusuyla doludur; işte bundan ötürüdür ki, (toprak sahibi soyluların, Macaristan’ın, Polonya’nın, İran ve Çin’in özgürlüğünü boğmak için köylüleri savaşa sürdükleri) kölece geçmişimizden özellikle (altını çizen Lenin) nefret ederiz: …” (age, sf.121)
Evet, biz de; eli, aydınların, yurtseverlerin, devrimcilerin, Türk ve Kürd yoksullarının, Ermeni-Rum vb. ulusların kanlarına bulaşmış geçmişimizden nefret ediyoruz. Dolayısıyla Yurt savunması diyerek emekçileri kendi çıkarları için savaşa süren, onların ölümü üzerine siyaset oluşturan Türklerden nefret ediyoruz.
Lenin eklemiş:
"Ve biz Büyük Rus işçileri, yüreklerimiz ulusal gururla dolu olarak, ne pahasına olursa olsun, bağımsız, cumhuriyetçi ve gururlu bir Büyük-Rusya istiyoruz; ..." (age, sf.121-122)
Biz de Türk işçileri ve sosyalistleri, yüreklerimiz ulusal gururla dolu olarak bağımsız, cumhuriyetçi ve gururlu demokratik bir Türkiye istiyoruz. Tıpkı Kürd’lerin kendi ulusal gururlarıyla dolu demokratik bir cumhuriyet istedikleri gibi!
Biz aynı zamanda, kölece ve tuzaklarla dolu bir plan taşımıyorsa eğer, Türk proletaryasının ve ulusunun çıkarlarının: Kürd ulusunun tam eşitliği ve kendi kaderini tayin hakkını içerdiğini söylüyoruz.
Özetle; demokratik olan her Türk kazanımları bizim gururumuz iken, Türk ulusu adına gerici-ötekileştirici-ant demokratik tüm uygulamalar da bizim için utanç vericidir.
*Bu bölüm esas olarak; Lenin’in 12 Aralık 1914 tarihli BÜYÜK-RUS ULUSAL GURURU ÜZERİNE adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.