AYDINLARIMIZI YÖNLENDİREN TARİHSEL PARADİGMALAR
GEÇKALMIŞ ULUSLAŞMA SÜRECİNDE; AVRUPA, TÜRKLER VE KÜRDLER adlı kitap da geniş şekilde değindiğim ülkemizdeki aydınların profiline baktığımızda, bu görüntülerin tarihsel paradigmanın ışığında şekillendiğini söyleyebilirim. Tarihsel paradigmanın ne olduğunu tekrar hatırlatarak konuyu ele aldığımızda, aydınlarımızın dört büyük kümede toplandığını görüyoruz.
Ülkemizde aydınlarımızı etkileyen ve bu etki sonucu hareketlerini düzenleyen dört tarihsel örnek ve model(paradigma) bulunuyor. Bunları açığa çıkartmadan aydınlarımızın analizini yapabilmemiz mümkün gözükmüyor.
Bunlardan birincisi; Osmanlı döneminde yani 1915 yılında yapılan soykırım ve devamında CHP’nin benzer yaklaşımla Kürdlere ve azınlıklara karşı izlediği terör politikalarıdır. Soykırımın burada ayrıntılarına girmeyeceğim. Sonuç olarak bu soykırımı yapan güç, kendini ‘Sol’ olarak gören ırkçı ve faşist İttihat ve Terakki hareketidir. Ve de devamında bu soykırım ve katliam politikasını düşük yoğunlukta da olsa devam ettiren Atatürk Cumhuriyetidir. Burada hemen altını çizmemiz gereken önemli bir nokta bulunuyor: "Bir hükümet, burjuva Cumhuriyetçi de olsa kendine karşı silaha sarılanlara karşı gül atmayacaktı herhalde" diyenlerin olduğunu biliyoruz. Fakat konunun iki yönlü sorun olarak geliştiğini görüyoruz: 1- İsyan edenlerin nedenine baktığımızda etnisite denen ulusal haklarını (ki Şeyh Sait isyanında da dinsel çıkışının altında bu talepler bulunuyor) talep ettiklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu hakları kabul eden bir iktidar ortada gözükmüyor. Hatta söz verip sözünden caydığını gösteren işaretler mevcut. 2- İsyan edenlere karşı uygulanan yol ve yöntemler, savaş kurallarına aykırı ve sivilleri içine alan bir şiddeti içeriyor olması. Konumuza dönecek olursak: Aydınlarımızı etkileyen, hatta yönlendiren birinci paradigma (yaşanmışlık), bu şiddet sarmalını yapan ‘sol’ egemen partilere karşı tepkinin ortaya çıkması biçiminde kendini ortaya koymaktadır. Bu tepkinin halk arasında da yaygın olduğunu biliyoruz.
İkinci örnek ve model yaşanmışlıkta(paradigma da); M. Kemal Hareketinin bir devrime imza atmasından kaynaklanıyor. Osmanlı devlet sisteminin yerine Cumhuriyetin kurulması tüm eksik ve yanlışlarına rağmen bir devrimdir. Bir burjuva devriminin tüm tutarsızlıklarını taşıyan 1923 Cumhuriyeti, biçimsel de olsa bazı hakları bu ülkeye getirmiştir. Bunu görmeyenler şüphesiz ki ciddi haksızlıklara uğrayan ulusların bugünkü aydın veya yarı aydınlarından oluşmaktadır. Fakat biçimsel de olsa, bu cumhuriyet kırıntılarına tutunan milyonlar bulunmaktadır( ki Türk Alevileri bunların başında gelmektedir). Dolayısıyla bu tarihsel modelden etkilenen ve bunun üzerinden politikalar geliştiren aydınlarımızı ikinci olarak not etmek durumundayız.
Üçüncü ve önemli etkisi olan model(paradigma) ise; Kürdlerin hem Osmanlıya karşı hem de Cumhuriyet iktidarına karşı giriştiği isyan ve başkaldırılardan oluşuyor. Ve bu ayaklanmalarda ve de devletin izlediği tüm anti Kürdçü politikalarda uygulanan ağır insanlık dışı baskı ve şiddet de kendi zıttı olan bir siyasi oluşumunun çıkmasında etkili olmuştur. Örneğin Kürdlerin ulusal haklarına yönelik yasakların dışında, ağır baskı ve şiddetin olması (Diyarbakır Cezaevi deneyi vb. gibi) bugünkü kitlesel siyasi hareketin doğmasında ateşleyici rol oynamıştı. Dolayısıyla bu yaşanmışlıklar(paradigma), Kürd halkının yanında yer alma olarak ifade edebileceğimiz, ülkemizdeki aydınları etkileyen ve yönlendiren üçüncü bir faktör olarak not edilmesi gerekmektedir.
Dördüncü ve de toplumun geleceğinde belirleyici olacak tarihsel model ve örnek ise; iki önemli kaynağa dayanmaktadır. Biri içsel diğeri de dışsal yani enternasyonal çıkışlıdır. Ülkemizdeki birinci belirleyici ve etkili olan örnekleme Şeyh Bedrettin isyanı ve 1968 gençliğinin başkaldırısıdır. Bunu takip eden ikinci etkili belirleyici faktör ise Marxizm ve onun farklı yorumlarından oluşan çok renkli siyasi prizma örnekleridir(Gerillacılık, Maoculuk, Stalinizm, Troçkizm, vb. gibi). Dolayısıyla aydınlarımızı etkileyen (ki oldukça yaygın fakat bugün etkin olmayan) en önemli ve geleceği belirleyecek bir potansiyeli barındıran tarihsel dördüncü küme de bu kaynaklardan oluşmaktadır.
Bu dört tarihsel gerçeğe dikkat çekerek ancak aydınlarımızın doğru bir analizini yapabiliriz diye düşünüyorum. Bunları sırayla ele alalım!
İKİNCİ BÖLÜM: TÜRKİYEDE AYDINLARIMIZIN HİKÂYESİ