PRAXİS YÜKSEKOKUL

Bu eğitim sisteminde, genel anlamda I-Hazırlık ve II-Ana olmak üzere iki bölüm olmalı diye düşünüyorum.

  1. HAZIRLIK BÖLÜMÜ;

Birinci olarak, edebiyat-fizik-matematik-kimya-biyoloji-çevrecilik-sanat-yabancı dil vb. genel burjuva kültürü hedefleyen aydınlanma konuları işlenmelidir. Bunların da pratikle ilişkileri kurularak deneyler-araştırmalar-tartışmalar vb. esas alınarak dersler düzenlenmelidir. Yani ders konuları mutlaka pratik ile ilişkilendirilerek programa alınmalıdır. Örneğin hangi dil öğrenilecek ise o ülkeye giderek ve ya hangi edebiyat konusu işleniyorsa, o konuda öğrenciler tez hazırlayıp derslerde karşılıklı tartışmalar yaparak, yine çevrecilik konusu bizzat çevreciler ile ilişki kurularak, biyoloji-fizik-kimya gibi fen dersleri mutlaka laboratuvarlar da sürdürülerek vb. biçimlerde dersler yapılmalıdır.

İkinci olarak, hazırlık bölümünün en önemli eğitimi, sınıflı toplumlar tarafından binlerce yıldır tahrip edilen insan psikolojisi ve bu sonucun sosyal alandaki (hem karşı devrim hem de devrim saflarındaki) felaketlerine karşı ilk tedbir olarak kişisel ve sosyal terapi seansları olmalıdır. Bu hazırlık kısmı önemli olduğu için ders programı hazırlanmalıdır. Aşağıda ki hazırlık bu nedenle sunulmuştur.

Kişisel-Sosyal Terapi

Bu okul, özellikle devrimci ve komünist adayı kişilerin devam ettiği dersler olarak ilk sırada yer almalı ve her parti üyesi ve yöneticisini içine aldığı gibi, bu derslerde ki psikolojik kırılganlık- kötüye kullanma riski vb. nedenlerle özel-gizli programlar ve de açık-ortak seanslar biçiminde iki boyutlu yürütülebilmelidir. Bu dersin gerekliliği o kadar açık ve önemli ki, bugün sosyal medya hesaplarını incelediğimizde neredeyse uygulamaların kahir çoğunluğunun sosyal terapi üzerine olduğunu görürüz. Binlerce insan, kendiliğinden de olsa sosyal tedaviye ihtiyaç duymaktadır. Bu normal süreç, elbetteki ekonomik-sosyal ve siyasi krizler ve ya siyasi başarısızlık ve yenilgi dönemleri sonrasında zirve yapmaktadır. Fakat kapitalist pislikleri üzerimizden atmak için, terapiyi sistemli ve bir program çerçevesinde hayata geçirmemiz daha sonuç alıcı olacaktır sanırım. Evet, sosyal medya hesaplarında bu tür uygulamalar kendiliğinden ve kişinin o anki durumuna göre şekil almaktadır. Örneğin hastalığını-sevdiği kişileri-kendi resimlerini-yemeklerini-evini-sevgisini-acılarını-esprilerini, ürettiklerini, hayvan, doğa sevgisi ve birçok konuyu sistemli şekilde paylaşarak aslında bilinçli olmasalar da(veya bunu açıkça belirmeseler de) bir sosyal terapi uygulaması yapmaktadırlar. Bu açıdan abartı ve bencillikleri saymazsak, sosyal tedavinin gerekli ve kaçınılmaz olduğunu gösteren en ciddi gelişmelerden biridir sosyal medya paylaşımları. Yani çatışmalı mücadelelerden çıkmış veya krizlerin derin etkisini hisseden yorgun insanların, bu sosyal terapi uygulamalarının, sonuç alıcı, kalıcı, gerçek anlamda tedavi edici ve de düşmanı etkisiz kılmakta bir rolünün olmamasına rağmen, kişinin kendisini iyi hissetmesi açısından mükemmel olduğunu söyleyebilirim.  Kaldı ki bu tedavi yöntemi, sadece yenilgi sonrası dönemler için değil, tüm dönemler için, yani sınıfsız toplum kurulana kadar gerekli olandır. Sadece sosyal medyadaki gibi sanal ve kendimizi iyi hissetme odaklı değil, aynı zamanda yoldaşça ilişkileri geliştiren-besleyen yani birbirine dokunan paylaşımcı ve insanlığın kurtuluş mücadelesine katkı koyan bir biçime girmesi daha kabul edilendir. Sosyal medyadaki çok nadir ilişkilerin de bu amaçla hareket ettiğini gözlemleyebiliyorum. Fakat tüm bunların bir okulun sistemli çalışması olarak ele alınıp, pratikle ilişkisinin kurulması esas amacımız olmalı diye düşünüyorum.

Kişisel veya sosyal terapiye ilişkin sosyal medya örneği yanında, sorunun genel olarak psikolojik boyutunun olduğunu ve psikolojinin pratikle olan kaçınılmaz ve etkin olan ilişkisi için ikinci bir örnek daha vermek istiyorum. Çünkü sosyal terapi seansları, sadece insanların kendi dünyalarını ilgilendiren kişisel veya sosyal ilişkilerinde ki sorunların giderilmesi için yapılmamalıdır. Aynı zamanda tüm insanoğlu ve kızının psikolojisinin pratikle ilişkisini sağlamlaştırmak için de zaman harcamalıdır. 

Örneğin düz bir yolda ki 30 cm genişliğindeki demir ızgaradan, dışarısına basmadan doğru biçimde yürümeye çalışın. Büyük ihtimalle başaracaksınızdır. Fakat iki tarafında uçurum olan aynı ebattaki ızgara köprüden yürümeyi deneyin. Büyük ihtimalle böyle bir işe girişmeye bile cesaret edemeyeceksinizdir. Eğer ederseniz de (tabii cambaz eğitimi almamışsanız) büyük ihtimalle uçuruma yuvarlanacak ve öleceksinizdir. Peki, aynı ölçüdeki demir ızgara yolda daha önce güle oynaya yürüyüp başarılı bir sonuç almışken, şimdi neden başarısızlığımız kesin oldu? Bunun sebebi tek kelimeyle psikolojidir. İkinci sağlam demir ızgaralı yolda yürümeye çalıştığımızda sağ ve soldaki uçurumlar moralimizi bozmaya yetmiştir. İşte bu psikolojik kırılma, pratiğimizi etkileyerek, daha önce başarılı olduğumuz etkinliğimizi doğrudan etkilemiş ve bizi başarısızlığa götürmüştür.

Sonuçta psikolojinin pratik üzerindeki etkinliği tek kelimeyle budur. Burada ilginç olan durum ise şudur: aslında demir ızgara köprünün iki yanında da bir uçurum yoktur. Uçurum varmış görüntüsü verilmiştir. Ama insanlar uçurum var diyerek bu yolda yürümeyecektir. Bu nedenle, koşullar değiştiğinde araştırma ve inceleme yapanlar, gerçekleri görerek psikolojik herhangi bir kırılmaya uğramadan doğru adımları her zaman atabilecek fakat yeni durumu bilimsel olarak analiz etmeyenler, koşulların eskisi gibi olmadığını varsayıp psikolojilerini bozarak pratik adımlardan uzaklaşacaklardır. Bugün ülkemizin durumu da bunun için en güzel örnektir.

Özel olarak kişisel ve sosyal terapi ama esas olarak içsel devrim okulu; tek başına ilişkilerin sağlıklı hale gelmesinden değil, aynı zamanda insanların araştırma-inceleme yapıp bu sonuçları pratik içinde denemelerini ve de deneme sonuçlarını da o anki pratiğin kuramı olarak bu doğrultuda adımlar atmasını ve de bunu herkesle paylaşmasını sağlamaktan da sorumlu olmalıdır.        

Kişisel Tedavi bölümü;

Klasik terapi uygulamaları gibi, kişiyle sınırlı özel bir tedavi yöntemi seçilmeli. Bu tedavi seansları, geçmişi-ilişkileri-etkinlikleri gündeme almalı. Bu konuda çalışmayı yürüten sorumlu kişi moderatör olarak düşünülmelidir. Batı Avrupa ve bizim gibi kapitalist ülkelerde, terapist adı verilen kişiler, hem para kazanma aşkıyla, hem de müşteri kazanmak ve kaybetmemek adına terapi yaptıkları için tedavide başarılı sonuçlar alamamaktadırlar. Ve bu doktor-hasta ilişkisinin de paranın söz konusu olduğu her ilişki gibi sorunlu olduğunu söyle bilirim. Bu açıdan bizdeki terapisti, tedaviyi yöneten fakat bu seanslarından kendisinin de iyileşeceğini bilen, ayrıca eğitim aldığı okulda bu konuda ki güvenirlik testinden geçmiş birisi olarak da düşünmeliyiz.

Bu bölüm; kişinin geçmişi-çözemediği sorunları-takıntıları-çatışma içinde olduğu alanları-kendisini aldatmaları-reaksiyonları-otoriter veya biat eden kişilik vb. konuları ele alır. Kişinin dengesizliklerinin tespiti birlikte yapılır. Hasta eksikliklerini onaylamadan yeni bir sorun ele alınmamalıdır. Bu bölümdeki tedavide başarılı olanlar bir üst bölüme geçmelidir.

Yakın Çevre ve Kişisel Tedavi Bölümü;

Özel tedavi yöntemi kişinin rızası alınarak, biraz daha genişletilmelidir. Bu tedavi, öncelikle aile bireyleri ve kişi eğer isterse güvendiği çevresinden kadın-erkek kişilerin katılımıyla birlikte yürütülmelidir. Bu çalışma da kişiye ait olup, ilk seansta olduğu gibi onun sosyo-psikolojik sorunlarını ele alan bir programı içermektedir.

Tedavi yöntemi ilk bölümde olduğu gibi onun geçmiş ve bugün yaşadığı ve aşamadığı sorunları ele alarak çevresindeki kişilerin de yardımı ve katkısıyla devam etmelidir. Kişi sorunlarının cevabını aldığı ve daha da önemlisi, sorunlarının çözüm yollarını bilince çıkarttığı oranda tedavi amacına ulaşmış sayılmalıdır. Sırada Ortak Tedavi bölümü beklemektedir.

Ortak Tedavi Bölümü;

Kişilerin onayı ve yönetimin belirlemesiyle, ortak tedavi seanslarına birbirini tanınmayan kadın-erkek kişiler katılmalıdır. Yine klasik terapi uygulama yöntemi gibi; kişilerin sorunları-konuşmak istedikleri-soruları-merak ettikleri vb. konular, sırayla ortak bir şekilde ele alınıp konuşulmalı ve her kişi diğer kişinin sorunlarıyla ilgili, onu dinleyip görüşlerini belirtebilmelidir. Burada esas eğitim, kişilerin sorunlarını iyileştirmek ve çözmek olsa da ayrıca, kişilerin karşılıklı ilişkilerini (birbirine karşı saygılı, birbirinin sözünü kesmeyen ve de insan olarak sevgi içeren) geliştirmeyi de konu edinmelidir. Ama daha da önemlisi; ekonomik-sosyal-politik hatta ideolojik(felsefi) alandaki konumlar ve olaylara-gelişmelere bakış açıları, karşılıklı olarak ele alınarak pratik içindeki davranış ve düşünce biçimleri tedavinin bir parçası olmalıdır. Yani psikolojik kırılma ve moral değerlerdeki aşınmalar açığa çıkartılarak kişilerin pratikle sağlıklı ilişki kurmasının yolu açılabilmelidir. Böylece sosyal insan olma amacıyla; kültürlü-iç disipline sahip-hoşgörülü-insan ve doğasever-demokratik-kadınları ve cinsel tercihlerini farklı yapanları ötekileştirmeyen-etnik yapıdaki kişileri dışlamayan ve de emekçi sınıfın ekonomik ve siyasi pratiğine sıcak bakan vb. konular dersin başında gelmelidir.

Hazırlık Bölümünde Genel Kültür ve Kişisel-Sosyal Terapi eğitimini alanlar, yeteneklerinin belirlendiği çok kısa süren bir test sürecinden sonra, Ana Bölümün, Sosyal-Kültür ve Sanat, Siyasi-Örgütsel okullarına, bu bölümlerden mezun olanlar da MARXİST İÇSEL DEVRİM OKULUNA geçmelidir.   

Not: Burada bu tür bir eğitim için çok genel yaklaşım ve tespitler yapılmaktadır. Bu konuyu başlı başına ele alıp ayrıntılamak Marxist eğitim ve bilim insanlarının işi olacaktır.          

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir