LENİN, NEDEN BOLŞEVİKLERE KARŞI MENŞEVİKLERLE BİRLİKTE OLDU?
Aktaracaklarım, bize, hem Marxist taktiklerin dayandığı sınıfsal-sosyal ve siyasi temeli, hem de bugün ülkemizde ki birçok iyi niyetli devrimcinin, parlamenter seçimler konusunda nasıl sağa-sola savrulduklarını göstermesi açısından oldukça eğiticidir. Bu açıdan aşağıda ki deneyden umarım gerekli sonuçları çıkartırız.
Sosyalist mücadelenin bu tür bilinmezleri oldukça çok fazla ve eğitici! Bunlardan biri de 1906 yılı baharında Stockholm’de yapılan Rus Sosyal Demokratlarının Birleşme Kongresinde gerçekleşir. Ama konuyu tüm yönleriyle anlamamız için önce, Bolşeviklerin 1905 Aralığında Finlandiya-Temmerfors’da yaptıkları Konferansına gitmememiz gerekiyor.
ÖNCESİ;
1905 Devrimi, proletaryanın öncülüğünde ilk Sovyetleri (ezilenlerin Meclislerini) ortaya çıkartmış ve hükümetin siyasi iradesine karşı kendi adımlarını atmaya başlamıştı. Fakat yıl sonuna doğru devrim dalgası geriledi. Devrimde, ne Bolşevikler ne de Menşevikler öncülük rolü oynayabilmişti. Fakat 25 yaşında ki Troçki, Petersburg Sovyet’inde liderliği üstlenmişti. Devrim dalgasını dikkatle izleyen Lenin, hem Troçki’yle ilişkiyi geliştirmeye, hem de döneme uygun taktikleri kafasında netleştirmeye çalışıyordu. Dolayısıyla 1905 Aralığında Bolşevikler, siyasi taktikleri belirlemek için Finlandiya’da konferans yapmaya karar verdiler.
Devrim, aslında Bolşeviklere iki önemli taktiği dikte ediyordu. Birincisi Menşeviklerle birleşmelerini, ikincisi de seçimlere katılmalarını! Birinci şık ilerdeki aylarda gündeme gelecek ve iki grup Stokholm’de Birlik Kongresi yaparak devrimin onlara gösterdiği bu hedefe ulaşacaklardı. Fakat devrimin ikinci önerisi için grup hiçte hazır değildi. Lenin Konferans’ta seçimlere katılma yönünde konuşma yaptığında, orda bulunan Bolşeviklerin ezici çoğunluğu, ‘Sibiryalılar ve Kafkasyalılar’ adı verilen bir grubun öncülüğünde, ona şiddetle karşı çıktılar. Lenin de grup da şoka girmişti! Bu nedenle Lenin, ülkeden gelecek haberleri beklemeye başlar. İşte bu anı Stalin, Lenin’in 50. Yaş gününde bakın nasıl anlatıyor:
“ Müzakereler-Temmerfors’da- açıldı ve eyalet temsilcileri, Sibiryalılar ve Kafkasyalılar hücumu yönetmeye başladılar. O zaman bizim şaştığımız, hepimiz konuşmalarımızı yaptıktan sonra, Lenin’in müdahale etmesi ve kendisinin seçimlere girmekten yana düşündüğünü açıklaması oldu. Fakat sonra hatasını gördü ve hepimizin safına geçti. Biz, donduk kaldık şaşkınlıktan elektriklenmiş gibi olmuştuk. Çılgınca alkışladık kendisini.” ( DEVRİM YAPAN ÜÇ ADAM, CİLT-II, Sf.43, Kuzey yayınları)
Lenin yaş günü toplantısında Stalin’e cevap vermez fakat çok geçmeden bir makalesinde bu konuda: “… Temmerfors’da kendisinin değil ‘Sibiryalılar ve Kafkasyalılar’ın yanılmış olduğunu belirtmiştir “ (bak= age, sf, 43-44)
Lenin gerçekten de toplantıda ki bu konuşmasından bir müddet sonra, önerisinden vaz geçip karşı grubun ‘seçimleri boykot’ önerisine katılır. Bu kararını değiştirmesine sebep olan ise, Marxist anlayışın kendisiydi! Bu kararının değişikliğinde rol onayan temel faktörler bugünde geçerli olan temel ilkeleri oluşturmaktadır. Çünkü bu taktik; devrim dalgası geri çekildiğinde kitlelerden kopmamak ve onlarla omuz omuza olabilmek için, daha geri siyasi mücadele biçimlerinin (seçim-legal örgütlenme, yasal gösteriler vb.) gerekli olduğunu söylüyordu. Lenin de bu açıdan toplantıda seçimlere katılmanın gerekliliğini belirtmişti. Fakat iki gelişme bu kararının değişmesine neden oldu. Stalin gibilerin anlamadığı da buydu zaten! Bu gelişmeler şunlardı:
Birincisi, toplantıdayken yani Lenin’in hemen konuşmasından sonra Moskova’da işçi sınıfının silahlı ayaklanmasının tekrar başladığı haberi gelmişti. İkinci gözlemi ise, toplantıda boykotu savunan ve ateşli bir şekilde seçime katılmayı mahkûm eden yerel kanaat önderlerinin kararlı duruşlarıydı. Rusya’dan yeni gelmiş bu insanların bulundukları bölgelerin havasını yansıttıklarını düşünmeye başlamıştı. Onu bu düşünceye iten de Moskova’da ki ayaklanmanın başlamasıydı. Bu faktörleri değerlendiren Lenin, devrimci dalganın tekrar yükseldiği gibi bir sonuca ulaşmıştı. İşte seçime katılma düşüncesinden kısa zamanda vazgeçmesinin nedeni bunlardı.
SONRASI;
Bu tarihten tam dört ay sonra Bolşevikler ve Menşevikler birleşmek için Stockholm’de ki Kongrede bir araya geldiler. 1906 Nisan’ın da Rusya’da devrim dalgası artık gerilemişti. Başta Moskova ayaklanması olmak üzere tüm isyanlar kanlı şekilde bastırılmıştı. Bu Birleşme Kongresinde, 1905 devrimin getirdiği kazanımlarla ilgili izlenecek taktikler, baş sırada ve en gerilimli tartışmaları içeriyordu. Doğal olarak devrimi baskılamak ve kontrolde tutmak için Çarlık, Birinci Duma’yı iptal ettikten sonra İkinci Duma seçiminin yapılacağını da açıklamış bulunuyordu. Kongrenin yapıldığı tarihlerde ise İkinci Duma için seçimler hala devam ediyordu. Peki, Rus Sosyal Demokratları bu konuda hangi taktiği izleyeceklerdi?
Menşevikler, Birinci Duma seçiminde kararsız kalmışlar ve seçimlere Bolşevikler gibi katılmamışlardı. Bu nedenle proletarya ve köylü kitleleri, Sosyal Demokratların olmadığı bu seçimlerde, çoğunlukla ilerici gördükleri adaylar ve partilere oy vermişlerdi. Sosyal Demokratlar(Bolşevik ve Menşevikler) seçime girmedikleri için, Liberal Kadet partisi şehirdeki oyları silme almış, Kerenski liderliğindeki Trudoviki partisi de köylülerin oyunu alıp Duma’ya girmişti. Ayrıca İkinci Duma seçimleri, Stockholm Kongresi süreci içinde Transkafkasya’da hala devam ediyordu. Bunu dikkate alan kongre, seçimlerle ilgili Partinin karar alması için oturum yaptı. Menşevik grubu, Transkafkasya seçiminde aday gösterilmesini önerdi. Bolşevikler bu öneriyi kendilerinin savunduğu ‘devrimci’ tavra karşı bir ihanet olarak görüp şiddetle protesto ettiler. Öneri tartışıldıktan sonra oylamaya geçildiğinde, Bolşevik grubu şoka girdi. Çünkü oylamada Lenin, Menşeviklerin önerisi lehinde, onlarla birlikte, kendi grubu Bolşevikler aleyhinde oy kullanmıştı. Bolşeviklerin hayal kırıklığı içinde, Menşeviklerin önerisi kabul edildi. Transkafkasya’da ki seçimlere katılan Sosyal Demokratlar tüm temsilcilikleri aldılar. Fakat hepsi de Menşeviklerden oluşuyordu. (bak= age, sf.41-42)
Sonuç olarak; seçimlere ilişkin Parti’de ve Bolşevik grubu içinde ki Lenin’e rağmen ısrar edilen yanlış taktikler, partinin proletarya ve kitlelerle buluşmasında ki en büyük engeli oluşturuyordu. Ayrıca kendi grubu içinde ki ‘solculuğun’ dışında, Menşeviklerin, parlamentoyu devrimin vazgeçilmez bir aracı olarak gören ve diğer burjuva partilerle ittifakları içeren sağ çizgilerine karşı da Lenin’in tek başına, gericilik dönemi boyunca mücadeleye devam edecekti.
Lenin’in oluşturduğu ve geliştirdiği Bolşevik grubun bu sekter ve burnundan kıl aldırmaz tavrı, ne zamanki uzlaşma-geri adım atma vb. koşullar kendisini dayatsa, hep hortlamış ve devrimci harekete büyük zararlar vermiştir. Örnek çoktur. En çarpıcı olanı da Ekim devrimi sonrası Almanlarla yapılması gereken savaşa ilişkin antlaşma konusudur. Tam altı ay, her gün yapılan Merkez Komitesi toplantısında Lenin, Almanlarla antlaşma yapmanın önemi anlatmış yoksa devrimi kaybedeceklerini belirtmiştir. Fakat onun önerisine karşı çıkan bu hızlı ve ‘muhteşem’ devrimciler, bir türlü ikna olmamışlardır. Hatta ‘devrim yıkılsa da uzlaşmayız’ gibi hastalıklı çıkarımlara kadar gitmişlerdir. Sonuçta Almanya, Petersburg kapılarına dayanınca kıl payı çoğunlukla uzlaşma kararı çıkabilmiştir.
Burada ki Marxist yani bilimsel yaklaşım; kendi kişiliğimiz, gururumuz vb.gibi duygularımızla değil, kitlerin çıkarlarını önceleyen, onların kazanımlarını güvenceye alan bir anlayışla hareket etmemiz gerçeğidir. Bizim değil, kitlelerin çıkarları için doğru olana bakmalıyız! Lenin’in şu ünlü sözüyle konuyu noktalayalım:
“Gerekirse domuz ahırına bile girerim” ( age, sf.54)
Sorun, ahıra girip orada pisliğe bulaşmak değildir, sorunumuz ahıra girdiğimizde oradan milyonlara seslenme imkânına sahip olabilmektir.
Elbetteki, milyonlara seslenerek onlarla ilişki içinde ve birlikte olma gibi bir hedefi olmayanlar, bu ahıra girmemelidirler!
Koşullar iyi analiz edildiğinde doğru çözüm lere ulaşabiliriz. 1905 koşullarında ki devrimci hararet bugün itiariyle gözükmese bile taktik ve stratejik olarak aynı koşulların varlığından söz edebiliriz.
Elbette ki! Sadece koşulları doğru analiz etmek ve çözüm yollarını pratikte test etmek temel yaklaşımımız olmalı..