SINIFSIZ TOPLUMA (KOMÜNİZME) GİDEN YOL: İÇSEL DEVRİM-IV   

                                           İÇSEL DEVRİMİN GÜCÜ

Sanırım daha önce dile getirdiğim bilgiler ve buradaki anlatımlar sonucu İçsel Devrim’in, birliği sağlamak, proletarya ve milyonlara ulaşmak ve devrim için neden bu derece vazgeçilmez olduğunu da anlatmış olacağım. Lenin’in iddialı bir tespitini, buradagüncelleyerek tekrarlayabiliriz:Bize, içsel devrimini yapmış profesyonellerin devrimci örgütünü verin, size emperyalizmi ve tüm diktaları(kanlı katilleri) teslim edelim!Toplumsal süreçte temelde iki zıt çalışma tarzı ve düşünme biçimi bulunur. Bunlardan biri burjuvaziye diğeri de proletaryaya aittir. Proletaryaya ait olan komünist tarz; sade-toplumcu-saldırı ve şiddete uğramadıkça barışçıl-bilimle ilişkili-özel mülkiyete karşı-kendiyle tutarlı-disiplinli-geliştirici ve zenginlik taşır. Diğeri, gericileşmiş(feodal değerlerle buluşmuş) burjuvaziye aittir; her kılığa giren-bireyci-daha fazla kar edinme(sömürü) amaçlı-bilimisömürü için kullanan- sadece ve sadece şiddet ile ayakta durabilen-kendiyle tutarsız-algı yöneterek var olmayı amaçlayan-canlı olan her varlığı kendine tabi kılan vb. özellikleri taşıyan bir tarzdır. Bu iki zıt davranış ve düşünce biçimi, aşağıda vereceğim örneklerle daha net biçimde kendini ortaya koyacaktır.Burada, yukarıda dile getirilen iki zıt karakteri somut örneklerle açıklamaya çalışacağım. Bunlardan burjuvaziye ait olan tarz veya çalışma biçimi, sayısız kılıkta kendini ortaya koyabilmektedir. Fakat özünde hepsi aynı kapıya çıkmaktadır: ikiyüzlülük ve şiddet. Ayrıcakendini komünist olarak adlandıran burjuva karakterleri de bunlara eklememiz gerekiyor. Sonuçta iki zıt (burjuva ve proleter) karakterin; 1-olaylara, 2-düşünceye, 3- kişilere ve de 4- kendilerine bakış ve davranış biçimlerini ele almış olacağız. Bunu yaparken de somut örnekler vermeye çalışacağım. Bu örnekler öncelikle, Rus, Çin ve Küba gibi devrim yapmış ülkelerin liderlerinin tespitlerini de içerecek. Ayrıca Diyalektik ve tarihi materyalizmin kaçınılmaz dediği, toplumsal sürecin (determinizmin), kişilerin iradeleri (yani volontarizm) tarafından nasıl ileri veya geriye götürülebildiğine de böylece şahit olacağız.Kişilerin karakterini açığa çıkartabilmek için, iki davranış biçimine bakmak gerekiyor: birincisi, içsel, ikincisi de dışsal olandır. Birincisi, kişinin, kendi düşünceleri-eylemleri ve ilişkilerini elealıp değerlendirmeyi kendi kendiyle yaptığı içsel yoldur. İkincisi de kişinin kendine yönelik dışarıdan gelen olumlu olumsuz eleştiriler(ideolojik alan)-ortaya çıkan olaylar(siyasi-toplumsal alan)-insan ilişkileri(örgütsel alan) karşısında aldığı davranış biçimi yani dışsal yoldur. Dolayısıyla sınıfların yer aldığı kapitalist-emperyalist sistemde tüm mücadelelerin, şu dört alanda kristalize olduğunu ve yoğunlaştığını söylersek yanılmış olmayız.1-     Düşünsel -felsefi-teorik yani ideolojik;2-     Hareket- yaşam mücadelesi-olaylar yani politik;3-     İnsan ilişkileri-kişiler arası bağ-disiplin yani Örgütsel;4-     Kişinin sadece kendisine ait olan-psikolojisi-vicdanı yani içsel dünyası!Örneğin kişinin bir düşüncesi veya bir eyleminin yanlışlığı kendisine yöneltildiğinde aldığı tavır, eğer bunları dikkate almayan(küçümseyen) veya bu eleştirileri yapanları düşman gibi görme biçiminde ise, o kişinin adı komünist de olsa, artık proleter saflardan uzaklaştığınısöyleyebiliriz. SSCB’den örnek vermek gerekirse, Stalin hangi eleştiriyi dikkate aldı? Yaptıklarını eleştirenlere karşı nasıl davrandı? Sonuç ortada! Tabi bu kısa tespitle yetinmeyenler, Homo Komünus-II adlı kitaptan ayrıntılara bakabilirler. Orada burjuvaziyeait olan ikiyüzlülük ve şiddeti içeren sayısız örnekler görürsünüz. Bu örneklerde belirleyici olan, ötekileştirici ve şiddet içeren tarzdır. Bu dediklerimde eğer bir abartma veya yanlışlık görüyorsanız o zaman Lenin-Mao-Castro ve Che’nin, Stalin ile ilgili yaptıklarıdeğerlendirmelerine bakabilirsiniz.Lenin: “Sanıyorum ki, Stalin’in aceleciliği ve katıksız yönetim sevdası, onun o ünlü ‘sosyal-milliyetçiliğe’ karşı duyduğu kin ile birlikte burada vahim bir rol oynamıştır. Genel olarak siyasette, kin, en aşağılık şeydir.” (ULUSLARIN KADERLERİNİ TAYİN HAKKI, SOL YAYINLARI, sf. 216)“ Bütün bu halis Büyük-Rus milliyetçiliği seferberliğin siyasal sorumluluğu, elbette, Stalin’in ve   Jerjinski’nin sırtına yüklenmelidir.” (age, sf. 219) Lenin 4 Ocak 1923’de yukardaki yazdıklarına aşağıdaki tespitlerini de katar:“Stalin çok kaba, bizim aramızda ve biz komünistler arasındaki iletişimde, tamamen kabul edilebilir olan bu eksiklik, Genel Sekreterlik görevinde kabalık kabul edilemez. Bu nedenle yoldaşlara, Stalin’in görevinden nasıl uzaklaştırılabileceğini ve yerine her açıdan yoldaş Stalin’den bir adım üstün olan, yani daha hoşgörülü, sadık, kibar ve yoldaşlarına karşı dikkatli, daha az karamsar vb. birini getirmeyi düşünmelerini öneriyorum …”(Aktaran Sait Almış-Mehmet İnanç Turan LENİNE DÖNÜŞ Sf.469. -V. İlyiç Lenin Biyografi, çev. Gönül Özen Sezer, Sorun Yayınları, Şubat 2000, sf.470)Mao: “Çin Devrimi, Stalin’in iradesine karşı gelerek zafer kazandı… Eğer Wang Ming’in ya da başka bir deyişle Stalin'in yöntemlerini izleseydik, Çin Devrimi başarıya ulaşamazdı” (Mao Zedung, Sovyet İktisadının Eleştirisi, sf. 10,BİRİKİM yayınları- Yayınlanmamış Yazılar, 1977, Sf.54, May Yayınları)Castro ve Che: “Evet, iki aya yakın birlikte hapis yattık. Bizim başımıza ne zaman bela açtı? Che’yi sorguya çektiklerinde ona ‘Komünist misiniz?’ diye sordular. ‘Evet, komünistim’ diye yanıtladı.…Che’yi götürdüler, savcı tarafından sorguya çekildi. İnsanları putlaştırma, Stalin’i eleştirme gibi konular hakkında tartışmaya koyuldu…, Stalin'in hataları konusunda bir tartışmaya girdi. …”( FİDEL CASTRO- İKİ SES BİR BİYOGRAFİ, İGNACIO RAMONET, sf. 154)“Ben kendi vicdanımda, hataları yüzünden Stalin’e karşı daha eleştireldim. O ülkenin 1941’de milyonlarca Alman askeri tarafından istila edilmesinin en büyük sorumlusu. Stalin siyasi ve taktik hatalar yaptı. …” (age, sf.154, abç)Devrimcilerin ve komünistlerin değer verdiği bu dört liderin daha geniş değerlendirmelerini referans verdiğim bu kitaplardan veya Homo Komünus-ıı adlı kitaptan okuyabilirsiniz. Konumuza dönecek olursak!Eğer yanlışlarınızı göremiyorsanız, daha doğru bir anlatımla söylemek gerekirse, düşüncenizin yanlış olduğunu söylemek isteyenlere (eleştiri yapılmasına) müsaade etmiyor, tahammül göstermiyor ve bu kişilerle demokratik bir ortamda tartışma zemini hazırlamıyorsanız, bilinki,konuları yeterince derin şekilde ele alıp inceleme gibi bir proleter bilincini taşımıyor, bu Marxist bilimsel yönteme sırt çeviriyorsunuz demektir. Böylece, kendinizi geliştirecek veya üzerinde düşünmenizi sağlayacak bir tarzdan kaçınarak, yeni olanı peşinen ret edip, kendidüşünceniz ve davranışınıza kutsallık vermiş ve de muhafazakârlaşmış, tutuculaşmış oluyorsunuzdur. Eğer yanlışları görüyor fakat ‘taraftar ve rakiplerim karşısında küçük düşerim’ diyerek bu Marxist tarzı elinizin tersiyle itip, dokunulmaz kıldığınız düşüncelerinizitaşımaya devam ederseniz, sonuç daha da vahim demektir.Bu durumda: yeni görüşler elde etmek için çaba harcamamanın da ötesinde, ‘yanılmazlık’ denen egosantrik psikolojik kırılmanın etkisine girecek ve proletaryaya ait olmayan hastalıklı bir elbiseyi giymiş olacaksınızdır. Ki bu durumda, sizi muhteşem ego tahtınıza yerleştirecekolan burjuva dünyası, şovlarıyla kapıda bekleyecektir.Ayrıca kişi karakterini(kendini); ideolojik, siyasi ve örgütlenme alanında izlediği yol ve yöntemler sırasında da ortaya koymaktadır. Siz, genel anlamda her konuda işlerinizi(kişi-grup-örgüt-devlet olarak) düzeltmiş, ekonomik-toplumsal-örgütsel-ideolojik vb. tümhedeflerde ilerleme sağlıyor olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Fakat birileri bu sürecinize sizin gibi bakmayarak, çelişkilerinizi ve geçmişteki vaat ettiklerinizi de hatırlatarak, eleştirilerde ve yeni taleplerde bulunabilirler ve bunlar için harekete geçebilirler. Yanikişi ve kitlelerin bu tavrı; 1 yanlış veya 2- gerçek ve doğru isteklerden de oluşuyor olabilir. İşte bu kişisel veya kitlesel karşı çıkış ve itirazları, doğru şekilde analiz edip etmemekte de sizi eleverecektir. Bunun için, Lenin’in de yaşadığı SSCB’nin ilk yıllarından örnek vermek istiyorum.Lenin’in önerisiyle Tüm-Rusya Merkez Yürütme Komitesi Başkanı (Yani Sovyetler Birliğinin Başkanı) olan Kalinin, 1921 yılında Kronstadt deniz garnizonunda başlayan kitlesel eleştiri ve talepler için bu deniz bahriyelilerle görüşmeye Kuzmin ile birlikte gider. Dönemi yaşayan ve Lenin’in ve Troçki’nin dostu, uzun süre Komünist Enternasyonal’e hizmet vermiş olan Victor Serge bize yaşananları özetler.“En büyük suçlular hoyrat beceriksizliğiyle isyanı kışkırtan Kalinin ve Kuzmin’di. Kronstadt garnizonunda bando mızıkayla karşılanan cumhuriyet yürütme komitesi başkanı Kalinin, bahriyelilerin taleplerinden haberdar olduğunda, onları beş para etmezler, egoistler, hainler olarak nitelemiş ve acımasız cezalarla tehdit etmişti. Kuzmin disiplinsizlik ve ihanet proletarya diktatörlüğünün demir yumruğuyla kırılacaktır diye haykırmıştı. Yuhalamalar eşliğinde uğurlandılar, kopuş tamamlanmıştı.” (Victor Serge, Bir Devrimcinin Hatıraları 1905-1945, Çeviri: Bülent Tanatar, Yazın Yayıncılık, 2018, sf. 141-151.)Kalinin aslında, Lenin’in değer verdiği köylü kökenli öncü bir işçidir(bak Lenin'den Anılar-III, N. Krupskaya, sf.118, biblioteK Yayınları).Burada ki sorun, Lenin tarafından Kronstadt’a konuşmak için gönderilen ve bando ile karşılanan bu iki sorumlu kişinin davranış biçimidir. Yukarıdaki anlatımda da görüldüğü gibi bu kişiler, kitlenin talebini not etmek ve ‘bu talepleri Parti Merkez Komiteye götürüp oradadeğerlendirileceğiz’ diye bir açıklama yapmak yerine, şiddet ve suçlama içeren bir yöntemle hemen orada kimseyle konuşmadan, bireysel olarak soruna yaklaşmışlar ve isyancıları karşı-devrimci olarak değerlendirerek ateşe benzin atmışlardır. Ki bu burjuva tarzdır. Tıpkı Kurtuluş-Dev Yol ayrılığına yol açan, bir Kurtuluşçu abinin “biz adamı bilmem ne yaparız” tarzıdır bu. Bunun tarihsel olarak örnekleri sınırsız oranda mevcuttur. Ama biz burada Kronstadt örneğinden kalkarak bu sayısız çeşitlilikteki davranış biçimlerin aynı özü taşıdığını ve hepsinin de şiddet ve ikiyüzlülüğü( suçlama vs.) içerdiğini görüyoruz.Zaten Lenin daha sonra, Kronstadt başkaldırısı ve köylü isyanlarıyla ilgili şunları söylemiştir:“… Çok ilerilere gittik… gerekli temeli sağlayamadık… bizim henüz bilinçli şekilde dile getiremediğimiz şeyi, kitleler hissetmişti… yani kitleler, kusursuz sosyalist formlara, tam anlamıyla sosyalist bölüşüme geçmeye gücümüzün yetmediğini ve geriye çekilmeyi ve daha kolay işleri gerçekleştirmeyi beceremedikçe, felaket tehdidiyle karşı karşıya kalacağımızı hissetmişti.” (Isaac Deutscher, STALİN-I,Sf. 330, SOSYAL YAYINLARI)İÇSEL DEVRİMİN GÜCÜKişi ister kendi iç dünyasına ya da dışsal gelişmelere karşı dürüst-açık-tutarlı-araştırmacı, doğruyu yakalamadan yana vb. davranmıyorsa, kendine komünist de demiş olsa, o kişi, kimseye Marxist anlamda örnek olup öncülük edemez, kitleleri tehlikelerden koruyamaz
ve devrimi ileriye taşıyamaz. Bu çok önemli özellikler, bir devrimcinin komünist yola girmesi için gerekli olan temeldir. İşte bu temel üzerine ancak sağlam bir bina inşa edilebilir! Fakat bu inşa için de kültürel gelişim(birikim), sınıfla doğrudan ilişki ve profesyonel disiplin gereklidir. Özetle komünist kişi, bu sağlam devrimci kişilik üzerine şunları eklemelidir: 1-okuyarak-araştırarak-tartışarak kendini ve hareketi kültürel-teorik olarak geliştirmesi; 2- proletaryanın, siyasi mücadelenin öncülüğünü yapabilmesi için doğru ajitasyon-propaganda ve mücadele taktiklerini belirleyebilmesi ve; 3- sonuna kadar birbirine güven duyan-kitlelere örnek gösterilen-içsel disiplini sağlamış, profesyonel komünistlerden oluşan bir örgütlenmenin bir parçası olmalıdır. Bunun için de kıyaslamalı bir örnek vererek noktayı koyalım:

Elinizde iki örnek kişi olduğunu düşünün: biri; kendi hatalarını görebilen ve bunu düzeltmeye çalışan veya eleştirileri ciddiye alıp bunlar üzerinde kafa yoran kişidir. Diğeri de; hatalarını göremeyen ve ya görse de ‘aman benim kariyerim biter’ diyerek bunları taşıyan ve de
eleştirileri dikkate almayan hatta bunları kendine saldırı olarak değerlendiren kişidir. Birinci kişiler aslında Marx-Engels-Lenin-Mao-Ho-Castro-Che gibi liderler; ikinci kişiler ise
Stalin-Kautsky-Pol Pot vb. kişiler demektir.
Birinciler içsel devrimini yapmış, ikinciler ise içsel devrimlerini yarıda bırakmış bitirememiş kişilerdir. Birinciler proletarya ve ezilenler açısından gücü ve başarıyı, ikinciler ise güçsüzlüğü ve başarıyı temsil ederler. Devrimcilerin önünde bu iki yolun dışında başka bir yol yoktur. Tercih sizin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir