Lenin’in “Gerçekliği her şeyden daha iyi anlatan bir ışık bu” (Isaac
Deutscher, STALİN-I, sf. 329, SOSYAL YAYINLARI) dediği Kronştat
ayaklanması, 1921 yılında Bolşevik Partinin 10. Kongrenin yapıldığı
bir dönemde patlak verdi. Bu olayın analizini, rahatlığa ve
kolaycılığa düşmeden gelecek için yapmak zorundayız. Bu konuda tam zıt
değerlendirmelerin ve bilgilerin şüpheli olduğu, 30 bin insanın öldüğü
bu korkunç olayı, Lenin gibi bir devrimcinin tespitleriyle ele alarak
belki bir nebze olsun gerçeğe yaklaşabilir, belki gerekli dersleri
çıkartabiliriz. Çünkü bize ulaşan bilgiler arasında kirlilik olduğu
gibi, zıt görüşlerin varlığı da bu tespiti zorunlu kılıyor.
Bu ayaklanmanın bastırılmasından sonra, Lenin’in yaptığı tespitten bir kesit:
“… Çok ilerilere gittik… gerekli temeli sağlayamadık… bizim henüz
bilinçli şekilde dile getiremediğimiz şeyi, kitleler hissetmişti… yani
kitleler, kusursuz sosyalist formlara, tam anlamıyla sosyalist
bölüşüme geçmeye gücümüzün yetmediğini ve geriye çekilmeyi ve daha
kolay işleri gerçekleştirmeyi beceremedikçe, felaket tehdidiyle karşı
karşıya kalacağımızı hissetmişti.” (age, sf.330)
Yukarıdaki tespiti analiz ettiğimizde görüyoruz ki; 1- Bolşevik parti
ve İktidar aşırıya kaçmıştır. 2- olayların ve isyanların olmaması için
gerekli tedbirleri, komünistler önceden alamamıştır.3- Komünistlerin
göremediği tehlikeleri; grevler, köylü isyanları ve Kronştad
ayaklanması ile kitleler önceden görmüştür. 4- Sosyalist
davranış-kültür ve bilince ulaşamadığımızı, her konuda ileriye
gittiğimizi (aşırıya kaçtığımızı) felakete doğru sürüklendiğimizi,
dolayısıyla geriye çekilmeyi bile beceremediğimizi bize gösteren
kitleler olmuştur. Böylece grevler, köylü isyanları ve Kronştat
ayaklanmasının verdiği derslerin, Lenin’in ağzından neler olduğunu
öğreniyoruz.
Bu analizin sonucunda görüyoruz ki dönemi ve özellikle de
Kronstadt(Kronştat) ayaklanmasını değerlendiren Anarşistlerin,
yarı-anarşistlerin, Troçkistlerin ve Stalinstlerin tespitlerinde
abartmalar, tahrifatlar ve gerçekler at başı gitmektedir. Örneğin
Sungur Savran’ın değerlendirmesini okuyanlar ona, anarşistlerin
değerlendirmesini okuyanlar da bunlara rahatlıkla inanabilir. Bu
açıdan Lenin'in yukarıdaki görüşleri ışığında dönemi ve Kronştat
ayaklanmasını incelediğimizde aşağıdaki tespitleri yapabiliyoruz:
1- Grevler, köylü ayaklanmaları ve Kronştad ayaklanması, karşı
devrimcilerinin varlığına rağmen, özünde haklı ve meşru(doğru-yasal)
bir başkaldırıdır.
2- Kitlelerin bu eylemleri, Proleter İktidara, ‘yanlış
yoldasınız!’ uyarısıdır!
3- Devrim öncesi Leninist kadro politikasının doğru olduğu, devrim
ile test edilmiş onaylanmıştır. Fakat 1921’yılında ki kitlelerin bu
haklı isyanları ve onlara gösterilen yöntemler, Sovyet hükümeti ve
saflarında, bürokratik yani feodal olarak tekçi ve baskıcı, burjuva
olarak bencil ve anti toplumcu davranış biçimleri olduğunu ortaya
çıkarmıştır. Bu nedenle; devrim sonrası Leninist bir kadro
politikasının oluşturulamadığını söyleyebiliyoruz.
İç savaş koşullarının getirdiği çekilmez ekonomik-sosyal sıkıntılar,
sayısız sorunların mantar gibi ortaya çıktığı koşullar ve de en ileri
proleter unsurların savaşlarda yitirilmesi, dönemi dışardan
gözleyenler için önemli tespitlerdir. Fakat olaylar bize esas olarak:
bunları yaşayan ve ülkeyi yöneten Bolşevik Partinin ve iktidardaki
kadroların cesaretini-moralini-bilincini-hoşgörüsünü-demokratikliğini-yoldaşça
ilişkilerini-örnek olma öncülüğünü-gerektiğinde doğru olana yerini
terk etme kültürünü, henüz olgunlaştırıp geliştiremediğini bize
söylemektedir. Özetle; ÖZNEL olarak kitlelerin kuyrukçuluğunu değil
ama NESNEL olarak onların davranış biçimlerini rehber edilebilmektir
esas olan! İşte bunların, Lenin’in anlatımından 1921 Sovyetlerinde
olmadığını görüyoruz.
4- NEP (Yeni Ekonomik Politika) ekonomik bir geri çekilmedir.
Kitlelerin eylemlerine verilen cevaptır: ‘ekonomik olarak mesajınız
alınmıştır’ denmiştir! Fakat siyasi cevap verilememiştir.
Bürokrasiden, işleyişin anti demokratik davranışlarından yakınan
Kronştad devrimcilerinin, 15 maddelik programı havada kalmış ve Lenin
bu konuda gerekli adımı atacak kadar yaşayamamıştır. Hâlbuki Lenin,
yıllar öncesinden başlayarak devrim sonrası atılması gereken adımları,
Devlet ve Devrim, Marxism ve Devlet Defteri adlı çalışmalarında
devletin sönümlenmesi için atılması gereken adımları sıralamıştı:
Paris Komün ilkeleri, Marx-Engels ve kendisinin çıkarttığı dersler( bu
derslerin neler olduğunu HOMO KOMÜNUS-II ve III kitaplarından
okuyabilirsiniz).
5- Sadece ölümünden birkaç ay önce Lenin, kadrolarda ki tehlikenin
farkına varmış ve Stalin’i ve Troçki’yi eleştirmişti. Ayrıca Stalin'in
yetkilerinden alınmasını önerip, konuya derinlemesine
yoğunlaşamamasına rağmen bu çıkışıyla, aslında devrim sonrası kadro
politikasının yetersizliğini bize göstermiş oluyordu! Ama bunu kitle
eylemlerinde, Kronştad ayaklanması sırasında gösterememesi bir
eksikliğin veya bir yanlış bilgilendirmenin ürünü olabilir. Yanlış
bilgilendirme büyük bir ihtimal olarak önde gözüküyor! Örneğin
Lenin’in ve Troçki’nin dostu, uzun süre Komünist Enternasyonal’e
hizmet vermiş olan Victor Serge’ye kulak verelim:
“En büyük suçlular hoyrat beceriksizliğiyle isyanı kışkırtan Kalinin
ve Kuzmin’di. Kronstadt garnizonunda bando mızıkayla karşılanan
cumhuriyet yürütme komitesi başkanı Kalinin, bahriyelilerin
taleplerinden haberdar olduğunda, onları beş para etmezler, egoistler,
hainler olarak nitelemiş ve acımasız cezalarla tehdit etmişti. Kuzmin
disiplinsizlik ve ihanet proletarya diktatörlüğünün demir yumruğuyla
kırılacaktır diye haykırmıştı. Yuhalamalar eşliğinde uğurlandılar,
kopuş tamamlanmıştı.” (Victor Serge, Bir Devrimcinin Hatıraları
1905-1945, Çeviri: Bülent Tanatar, Yazın Yayıncılık, 2018, ss.
141-151.)
Kalinin, Lenin’in değer verdiği köylü kökenli öncü bir işçidir.(bak
Lenin'den Anılar-III, N. Krupskaya, sf.118, biblioteK Yayınları) Belli
ki Kronstadt’lılara karşı köylülüğü tutmuş! Kendisi, Lenin’in
önerisiyle Tüm Rusya Merkez Yürütme Komitesi Başkanı olmuştu. Yani
kapitalist ülke ölçülerine göre ülkenin Başkanı veya Cumhurbaşkanıydı!
Marx’a göre de Komün’ün başkanıydı! Hani Marx’ın şu ‘köylere kadar
kurulması gereken Komün’ dediği organın Başkanı. Lenin’i yanıltanın o
olduğunu düşünüyorum. Fakat bu tespitimin Lenin’i aklamak gibi basit
bir düşünceye yol açacağını bildiğim için, bu konuda; ülkede ona
rağmen ve kendinden habersiz, devrimcilikle ilgisiz, sayısız yapılan
işler olduğunu ve dedikodu ve yalan haberlerin, şayiaların gırla
gittiğini göstermek isterim. Dolayısıyla Kronstadt’lılara yukarıda V.
Serge’nin aktardığı davranışı gösteren, onları dinleyip çözüm aramayan
Kalinin’in, kendi davranışını haklı çıkarmak için Lenin’e neler
anlattığını, sanırım izah etmeye gerek bile yok! Fakat ben yine de
farklı örnekler vererek, bu yanıltmanın değişik biçimlerini size
sunarak, bu konuda ki tespitimin boş olmadığını göstermek istiyorum:
A- V. Serge, aynı anısında Pedrograd’da ki yalan haberi şu şekilde
bize aktarıyor: “Kronstadt Beyazların eline geçti. Hepimiz seferber
olmuş vaziyetteyiz.” Bana korkunç –korkunç, çünkü bu Petrograd’ın
yaklaşan düşüşü anlamına geliyordu– haberi ulaştıran Zinovyev’in
kayınbiraderi İlya Yonov’du”. Bu yalanlar o derece yayılmış ve etkili
olmuş ki bakın neler yaşanmış:
B- V. Serge aynı anı kitabında ÇEKA tarafından İki Menşevik
liderin tutuklanarak Kronştad ayaklanması ile ilişkilendirilip kurşuna
dizilmek için içeri atıldığını ve iki masum insanın öldürülmesini
önlemek için bakın nasıl ve kimden yardım istediğini anlatıyor:
“Gorki’den yardım istemiştim. O da o sırada Menşevik liderlerin
kurtarılması için Lenin nezdinde girişimlerde bulunuyordu. Lenin’e
haber iletildikten sonra kurtuldular. Ama geceler boyunca onlar için
tir tir titredik.” Aslında Stalin’e kızmamak gerekiyor! Stalin
herhalde, önündeki bu örnekleri görerek ona göre hareket etmiş ve
önünde de terörize olmuş devlet aygıtını bulmuştur. Hâlbuki komünist
olmak, farklı tipte biri, var olan lekeleri temizleyen, alışılmış
yanlışları değiştiren ve sürekli gelişen insan demektir. Bıraktık
bunları, 1921 yılında ortada ne adli bir sistem var(sanırım proletarya
diktatörlüğü kuramının pratikteki en bariz yanlış uygulanışı olsa
gerek), ne de kitlelerin eylemlerinin uyarısını dikkate alacak
birileri. Bu konuda güvenilir ve gelişmiş tek kişinin Lenin olduğunu
görüyoruz. Baksanıza küçükte olsa bir yanılışı düzelten sadece o!
C- Lenin’in bu tür düzeltmeleri sayısız oranda çok! Bize bu konuda
bilgi veren sevgili eşi Krupskaya’nın anısının III. cildinden 6 örneği
okumanızı isterim. Lenin, Halk Komiserleri Kurulu Başkanı imzasını
kullanarak, adı geçen kitabın 84.-119-120-126-127-128. sayfalarında
yaptığı uyarılar, talimatlar, hatta kızgınlığını ifade eden sözlerle;
haksızlıklara, partizanlığa, yağ çekmeye, yanıltmalara,
dikkatsizliklere, kırtasiyeciliğe, şikâyet vb. kapitalist pisliklere
karşı tavır alıyor. Bunlardan sadece tipik olan, yani kendisi dışında
nasıl iş çevrildiğini (özellikle de ÇEKA-gizli polis teşkilatı-ile
ilgili) bize gösteren iki örneği buraya alıyorum. Birincisi:
“Sovyet İşçisi Danilov, üç pood’un ve dört kişilik ailesi için 18
aylık çalışmasının kazancıyla satın aldığı başka ürünlere, Çeka’nın el
koyduğundan yakınmaktadır. Büyük bir titizlikle inceleyin. Sonucu bana
bildirin” (sf.126 altını çizen Lenin)
İkinci örnek:
“Bulatov’un bana şikâyette bulunduğu için tutuklandığı anlaşılıyor.
Gubernia Yürütme Komitesi Başkanı’nın, Çeka ve Yürütme Komitesi
üyelerinin bu yüzden tutuklanıp kurşuna dizilmelerini sağlayacağımı
size önceden haber veriyorum. Benim sorularıma neden derhal cevap
vermediniz?” (sf.128)
Lenin’in bu çığlığı, çabası, sanırım tek başına devrimin komünizme
gitmesine yetmedi! Buradan çıkan sonuç şudur:
Ağır koşullar, özellikle de işçi sınıfının deklase olması, toplumdaki
feodal ve kapitalist alışkanlıkları ve lekeleri daha bir ortaya
çıkarmıştı. Bu pisliklerden hem kadrolar olumsuz etkilenmişler, hem
Çar’ın kadrolarına duyulan istek artmış, hem de kendini komünist
göstererek partide etkin konuma gelen sahtekârlar, işçi sınıfı
iktidarının şakulünün kaymasına neden olmuştu. Bir de bunlara,
fabrikalarda, köylülüğün örgütlenmesi ve toplumun yönetildiği her
alanda, kolektiflik yerine komiserler adında kişi yönetim ve denetim
sisteminin devreye sokulması eklenmiştir. 1921 Sovyetlerinde
kapitalizmin hortlamak için güç biriktirdiğini ve kitlelerin eylemine
karşı dişini göstererek de amacına ulaştığını görüyoruz. Kalinin gibi
kendini siyasi olarak geliştirememiş, devrimci olarak sağlam
unsurların da kapitalist davranış biçimlerinin etkisi altına ve
yönetimine girmeleri, kaçınılmaz olmuştur.
Özetle Sovyetlerde ki 1921 yılı, proletaryanın burjuvazi karşısındaki
ilk yenilgisi olmuştur. Bu yanlış düğmeleme devam edip gitmiş ve 70
yıl sonra toplum, gömleğin çıkarılmasına sesini bile çıkartamamıştır.