Bu iki kavram bugün ülkemizde ki Marxist çevrelerde de, bir ve eşit anlamda kullanılmaktadır. Dolayısıyla da çok ciddi karışıklıklara, çatışma ve sorunlara neden olmaktadır. Daha önceki yazılarda da açıkladığım gibi devrimci özellikler; cesaret-atılganlık-direniş vb. genel değerleri içerirken, komünist özellikler içtenlik-açıklık-hoşgörü-sevgi-paylaşım-kolektiflik-hatalarını görebilme-kitlesellik vb. değerleri kapsar. Bu açıdan her devrimci komünist olmayabilir fakat her komünist devrimci özellikler taşır.
Kişilerin düşüncelerini, bunlar kim olursa olsun kritik etmek yani inceleme ve değerlendirme konusu etmek Marxismin temel ilkesidir. Benimseyebilir veya eleştirebilirsiniz de! Bu düşünce Marx-Engels veya Lenin’e ait de olabilir. Fakat ülkemizde durum hiçte böyle yürümüyor.
Bu sorunu, yaşadıklarımdan örnekler vererek ele almak, daha açıklayıcı olacak sanırım.
H. Kıvılcımlı’nın ‘Devrim Zorlaması Demokratik Zortlama’ adlı eserinin eleştirisini içeren bir makale yayınlamıştım. Kendilerine Kıvılcımcı adını veren arkadaşlardan çok ciddi tepkiler ve hakarete varan eleştiriler gördüm. Hâlbuki makaleme Hikmet Kıvılcımlı’nın devrimci özelliklerinden bahsederek giriş yapmıştım. Ne var ki itici ve ötekileştirici polemik yerine teorik kazanımlara yol açacak, sert dahi olsa içerikli bir tartışma, Marxismin abc’sidir. Aynı şekilde Mihri Belli’nin bir görüşünün yanlış olduğunu anlattığım yazımı bir arkadaşa göndererek fikrini almak istedim fakat sonuç pek geliştirici değildi. Belki de ben yanlış bir tespit yapmış olabilirdim fakat bunun ortaya çıkması için Marxist kültür gereği konuyu tartışmak gerekiyordu. Yine, Stalin’in görüşlerini eleştiren bir tespite facedeki hesabımda yer verdiğimde, daha büyük bir saldırıya hem de sayfamın Stalin resimleriyle süslenmesine kadar varan komedileri yaşadım. Onlara göre şu söylenmek isteniyordu: “sen kim oluyorsun da bizim değer verdiğimiz kişiyi eleştiriyorsun?”* Marxist tavır bu mu oluyor? Elbetteki hayır! Peki, sorun nedir? Sorun sanırım, yenilgi döneminin yarattığı ideolojik çöküşle ilgili. Buna da ayrıca değinmek gerek!
Şimdi sormamız gerekiyor: eğer Marx-Engels veya Lenin’in yanlış olan bazı görüşlerini ve davranışlarını eleştirirsek, sizce bu tavrımız doğru mu, yoksa yanlış mıdır? Marxist eleştiri yöntemi, aslında Marxismin olmazsa olmaz ilkelerinden biridir ve hiç kimsenin kişiliği ve düşünceleri kutsallık halesiyle korunma altına alınamaz. Kaldı ki, kişilik ile düşüncenin eleştirisi de bir ve aynı şey değildir. Her devrimcinin belirleyici olmayan ve hemen düzelttiği davranışları ve terk ettiği yanlış tespitleri de olabilir. Ayrıca devrimci kişiliğine rağmen yanlış görüşleri olan onlarca insan vardır. Ama tümüyle yanlış düşünceleri ve de bu yanlışlığın etkisiyle proletaryanın davasından uzaklaşıp tutarsız kişilikleri olan insanlarda mevcuttur. Bunları aşağıda ki gibi beş ayrı kategori içinde örnekleyebilirim:
- Kişi devrimci özellikler taşıyordur ve bunu yaşamı boyunca korumuştur. Ayrıca kendini komünist ilan etmiştir. Ne varki devrimci kişiliğine rağmen birçok düşüncesinde-tezlerinde eksik ve yanlışlıklar vardır, dolayısıyla kişiliklerini değil, görüşlerini kritik eder ve eleştirirsiniz. Bunlar; M. Belli-H. Kıvılcımlı-Troçki-M. Çayan-Kaypakkaya vb. devrimciler olabilir.
- İkinci bir çizgi de; işlerin zor olduğu anlarda ve devrim mücadelesinin riskleri altında devrimci özellikleriyle göz dolduran çoğu kadro, ortamın rahatlamasıyla yani iyi koşullarda, devrimci özelliklerini komünist değerlerle tamamlayıp geliştiremeyen ve gerileyenlerdir. Stalin-Pol-Pot-Dimitrov vb.leri sayılabilir.
- Kişi, devrimci özellikler taşıyordur fakat kendini komünist çizgi dışında tarif eder ve görüşlerini bu hat üzerinde geliştirir. Bunların devrimci kişiliklerine sahip çıkarken tutarsız-yanlış görüş ve davranışlarını eleştirirsiniz. Bunlar Blanqui-Proudhon-Narodnikler vb.leridir.
- Kişinin düşünceleri ve davranışları(kişiliği) tutarsız ve yanlışlarla doludur. Bu kişileri karakterize eden bu görüşler ve davranışlar tümden reddedilerek eleştiri konusu olmalıdır. Bunlar; Lassalle-Bernstein-Kautsky vb.leri olabilir.
- Kişinin düşünceleri ve kişiliği tutarlı ve sağlamdır. Fakat yine de yanlış davranış ve fikirler belirleyici konumda olmasa da ortaya çıkabilir. Bu yanlış görüş ve davranışlar, o kişilerin temel kuramlarını benimsiyor olsak da eleştirilebilmelidir. Bunlar; Marx-Engels-Lenin-Mao-Castro vb.leri olabilir.
Marxism’de eleştiri; araştırma[Mh1] ve incelemeye dayandığı müddetçe temel ilkedir. Bu yöntemin yanlış biçimi, sadece ciddi olmayan-yüzeysel, sırf algı ve komplo için yapılan, dedikodu yöntemini esas alan kasıtlı olanıdır. Komünist değerlere ulaşmış hiç kimse, bu türden bir burjuva yöntemi kullanmayacağı için, konuları ve ilişkileri inceleme yapmadan değerlendirme-bilinçli saptırma-hakaret veya içine kapanma gibi yöntemlere başvuranlar ya kötü eğitim almış devrimcilerdir ya da zaten burjuvazinin kampında yer alan sahte Marxistlerdir. Ülkemizde ki Marxist gruplarda bu yanlış yöntem, yanlış eğitimden olsa gerek egemen olduğu için, çoğu devrimci kişi ve gruplar, koruma kalkanı olarak, tartışmamayı tercih ederek, ya da hakaret, saptırma, genel ilkeleri tekrarlama vb. yöntemleri kullanarak, eleştirileri bertaraf ettiklerini ve devrimci bir tavır içinde olduklarını sanmaktadırlar. Çünkü kişi veya gruplar, geçmişin canlı ve kavgacı hareketlerinin(THKP-C-THKO-TİKKO-TKP)manyetik etkisi altında, bunları kutsayarak dokunulmaz-eleştirilemez mükemmel görüşlere sahip olduklarını düşünüyorlar. Ya da hazıra konmanın-kolaycılığın ve de popülizmin etkisiyle yaratılmak istenen kariyer planlamasının etkisiyle, burjuva saflarda sörf yaptıklarının farkında değiller.
Özetle ne yazık ki ülkemizde, eleştirilerin tamamı bu burjuva statü içinde değerlendirmeye alınmakta ve de ülkemizdeki devrimci ve de komünist nehirler kurutulmaktadır. Marxismin alfabesi ise, okuduklarını tartışmakla başlar. Devrimci polemik olmadan gelişme olmaz! Alfabe, kendi yanlışlarınızı görebildiğiniz oranda kavranır ve hayata geçer!
Yanlışlarımızı görebildiğiniz oranda komünist, bunları, açıklayıp tartışarak değiştirdiğimiz oranda da devrimciyiz!
*Fakat Troçki’nin görüşlerini eleştirdiğim yazımı, Troçkist olarak bilinen arkadaşlara da gönderdim. En azından onlardan hiçbir olumsuz tepki(tabii olumlu da) görmedim.